Değerli meslektaşlarım
Mesleğimiz eczacılık,
İşimiz eczacılık ürünü olan ilacın üretiminden, hastaya sunumuna kadar olan süreci yönetmek ve ilaçla ilgili her türlü bilgiyi insanlara ulaştırmak yani insanların sağlık erişimine yardımcı olmaktır.
Aslında belki de insanoğlunun var olmasıyla birlikte insanın hastalıklardan, yaralanmalardan korunmak ve iyileşmek için bitkileri yâda başkaca organizmaları kullanmasıyla başlayan bir meslek ve bilim dalıdır, eczacılık
Bu topraklarda yaşayan Galenosla, bilimsel vizyona bürünen eczacılık; geçen binlerce yıllık serüveniyle günümüze kadar gelmiş ve insanlık var oldukça da sürecek olan bir meslektir.
Günümüze gelindiğinde artık eczacılık basit yöntemlerin dışına çıkarak, önemli bir bilim alanı olmuştur.
Eczacılık ve ilaca ilişkin her türlü gelişme modern insanın günlük yaşamını ve sağlıkla ilgili beklentilerini çok yakından ilgilendirmektedir.
Çağımızda eczacılıkla ilgili gelişmenin boyuta o kadar ilerleme sağlamıştır ki günümüzde ilaç stratejik bir ürün halini almıştır. bu gün ilaç sanayi 700 milyar doları aşan cirosuyla, uzay ve silah sanayinden sonra en önemli endüstrisi durumundadır.
Karlılık noktasında ise ilaç sanayinin sermayenin ilgi odağı olmasının sebeplerinden biri ise yüksek kar oranıdır. Bu gün ilaç endüstrisi petrolden sonra % 20 lere varan ortalama karla dünyada ikinci büyük kar eden sanayi türüdür.
Bir tarafta en kutsal değer olan insan ve insanın sağlıklı yaşam hakkı bir tarafta ise stratejik, yüksek ciro ve yüksek kar özelliklerine sahip bir ürün,
İşte biz eczacılar böylesi bir ürünün üretiminden hastaya, sağlık hizmet sunucusu sıfatı ile sunulmasından sorumluyuz. Yani kısaca yalnız ilaç la değil ilacın sosyo- ekonomik boyutunun da ister istemez içindeyiz ve bu yönü bizi mutlak ilgilendirmektedir
Bundan dolayıdır ki gerek dünyada gerekse ülkemiz de eczacılar sağlıktaki her türlü değişimi ve gelişmeyi ve ilacı etkileyen,
Sosyal güvenlik faaliyetlerinden,
Ekonomik krizlerden ve
Uluslar üstü sermayenin kar güdülerinden,
Yenidünya düzeni adı verilen küreselleşmenin önünü açacak uluslar arası anlaşmalardan
kolaylıkla etkilenmekteyiz.
Bu etkileşimin küçük ölçekli kuruluşlar olan eczanelerimize yansıması çoğunlukla olumsuz yönde yansımaktadır.
İlaç eczacılık alanı ile ilgili olarak dünyadan ülkemize baktığımızda,
kişi başı ilaç tüketimimiz tüketici fiyatlarıyla 150 dolar civarındadır
kişi başı sağlık harcamamız 310 dolar civarıdır
toplam ilaç harcamamız 2008 yılı rakamları 11-12 milyar dolar civarıdır
SGK açısından baktığımızda
Sağlık giderleri
2007 de 20 milyar tl
2008 de 25,3 milyar tl
2009 un ilk altı ayında 14,1 milyar TL dir
SGK’nın 2008 yılı sağlık harcamasının 10. 7 milyar tl si ilaç tır
Bu rakamın içinde özel hastanelere ödenen bedeller artarken devlet hastanelerine ödenen bedeller azalmaktadır.
Toplam ilaç tüketimi artış hızımız yıllık % 10 -12 arasıdır dünyadaki ortalama artış hızıysa % 5 leri geçmemektedir dolayısıyla yüksek bir ilaç tüketim artış hızına sahibiz. Bu hız la çok yakın bir gelecekte 4- 5 yıl içinde dünyanın en çok ilaç tüketen ilk on ülkesinden birisi olacağız. Ancak unutulmaması gereken bir çelişkide dünya sağlık standartları endexinde 84. olmamızdır
Diğer taraftan da gelişmekte olan bir ülke olduğumuz için gelişmiş ülkelere göre çok geride olan GSMH içinde ilaç harcaması yüksek rakamlarda çıkmaktadır. Oysaki kişi başı 600 dolar civarında olan ABD bile GSMH ya göre bizden oransal olarak daha az ilaç tüketir görülmektedir.
Gayet doğaldır ki küresel aktörler, dünyada çok yakın gelecekte, ilaç tüketim büyüklüğünde ilk on da yer alacak olan bir ülkenin ulusal ilaç sanayisi ve eczaneleri ile ilgili öngörüleri ve bu öngörüleri yaşama geçirme çabaları olacaktır.
Böylesi çabaları biz eczacılar çok yakından izlemekte, gerektiğinde ve olabildiğinde karşı duruş sergilemekteyiz. Ancak ülkemize bir şeyler kazandırmayacağına inandığımız küresel sermaye hareketlerinin bu çabalarından ulusal ilaç sanayimiz payını almış ve artık üzülerek söyleyelim ki ulusal ilaç sanayimiz diye bir yapımız kalmamıştır.
Toplam cironun % 70 ını oluşturan ilk 20 ilaç firması içinde sadece 5 firma kalmış onlarında Pazar payları toplamı toplamda % 20 yi ancak bulamaktadır
Aynı yapının ülkemizdeki özel hastaneleri, ilaç dağıtım kanalarını ele geçirme çabalarının da yaşama geçtiği günümüz de
Mustafa Kemal in
Türk vatandaşının sağlığı ve sağlamlığı her zaman üzerinde durulacak ulusal sorunumuzdur. çünkü Cumhuriyet düşünsel, bilimsel, ve bedensel bakımdan güçlü ve yüksek düzeyli koruyucular ister.
Sözlerinde kastedilen cumhuriyet insanımızın sağlığının, sağlık alanındaki yabancı güçlere yâda küresel aktörlere emanet etmenin doğru olup olmadığını tartışmak bile istemiyoruz.
Bu yapıların, her türlü ekonomik ve sosyal, saldırı ve baskısına rağmen ayakta kalabilen özgür ve bağımsız eczanelerimiz bu ülkenin ulusal anlamda küreselleşmeye karşı direnen sağlık ve ekonomi kaleleridir. Bu kaleleri ayakta tutmak cumhuriyete sahip çıkmakla özdeştir !!!
Değerli meslektaşlarım,
Sağlık ve eczacılık ile ilgili kısaca çizmeye çalıştığım genel perspektifleri iyi bilmek ve özümsemek zorundayız
Çünkü bir taraftan son yirmi yılda gelişmekte olan ülkelerden gelişmiş ülkelere kaynak aktarımı yâda kar transferi 800 milyar doları bulan bu yeni dünya düzeni diye bize dayatılan küreselleşmenin bizlere ne getirdiğini
Diğer taraftan son yedi yılda bizden giden 30 milyar doları aşkın kar transferi ve milyarlarca doları bulan borç sarmalındaki ülkemizin ekonomisinin bizlere ne yükler getirdiğini bilmek zorundayız
Değerli meslektaşlarım
Buradan sonra ülkemizdeki eczacılık hizmetlerinin sunumu ile ilgili düşüncelerimi paylaşmak istiyorum,
Türkiye de, eczacılık fakültesinden mezun olan eczacıların oransal olarak büyük bir bölümü serbest eczacılık diye tanımladığımız, eczane eczacılığı yapmaktadır. Serbest eczacılığın birçok yanıyla bizimle benzerlik gösterdiği Fransa da ise eczacı sayısının yaklaşık yarısı kadar serbest eczaneleri vardır.
Bu bakımdan eczacılık hizmetinin sunumunda yeni alanlar açılmalı, ekonomik ve özlük haklarla desteklenen
Klinik eczacılık
Farmasötik bakım
Fitoterapik ürünlerin bilimsel kullanımı
Kozmetoloji
Enteral ve oral beslenme solusyonlarının kullanımı
Kemoterapi ürünlerinin kullanımı
Medikal malzeme ürünlerinin verilmesi gibi daha birçok alanda taleplerimiz olmalıdır.
Diğer taraftan yıllardır seçim yatırımı olarak görülen şimdiler de ise vakıf üniversitelerinin kar aracı olarak da görülen yeni eczacılık fakültelerinin açılmasına dur denilmelidir.
6197 sayılı yasamız için düşünülen bir çok değişiklikle birlikte yıllardır söylenen eczane açılmasına nüfusa göre sınırlama yaşama geçirilmelidir.
Ancak buna karşılık olarak ta bizim de eczacılar olarak belirli ciroların üzerinde hastanın eczacıya ulaşmasını düşünmek açısından ikinci belki de üçüncü eczacı istihdamını tartışmak gerekliliği olduğunu düşünmekteyim.
Yine eczacılık hizmetinin sunumu açısından mevcut eczane yapılarımızın gözden geçirilmesi gerekliliği zorunludur eczacısız eczane hizmeti veren yapılarımızın olduğu gerçeğini göz ardı edemeyiz
6197 sayılı yasada yapılması planlan değişiklikler tabii dir ki yasa yapıcımız büyük millet meclisimizce yapılacaktır. Ancak gelişmiş ve demokrasi gelenekleri olan her ülke de olduğu gibi yasanın tasarı biçimine getirilmesinde bu ülke deki eczacıların örgütü olan TEB düşünceleri ve önerileri mutlaka dikkate alınmalıdır.
Bu bakımdan bir takım çevrelerin bahçe içindeki pembe panjurlu ev olarak lanse ettikleri eczacı – eczacı ortaklığı zincire giden yolun başlangıcıdır
Değerli meslektaşlarım
2005 yılında başlayan sağlıkta dönüşüm ve birinci yılını dolduran ssggs nın etkilerini iliklerimize kadar hissettiğimiz bir dönemi yaşamaktayız
Sağlık uygulama talimatları
Sgk protokolleri
Sgk kesintileri
KKİ ları ile eczacılar 4 yılda 1 milyar doların üstünde paralarını kaybetmişlerdir
KKİ nu taşımanın maliyetine sanal diyecek kadar ciddiyetten uzak davranan devlet bürokratlarının olduğu bir yapıyla sağlık hizmeti üretmenin sağlıksızlığı işte ortadadır
Monopol alıcı olmak, devlete, bu ülke için
İstihdam yaratan
Katma değer yaratan
Vergi veren ve sağlık hizmeti sunan eczanelerimize ekonomik zülum yapma hakkını vermez veremez de
Bu bakımdan yıllardır suiistimallere karşı olan tavrı, kamu çıkarını gözeten anlayışı ile TEB nin sağlık uygulama tebliği hazırlanırken görüş ve düşünceleri mutlaka alınmalıdır.
Değerli meslektaşlarım 14 Eylül ve 18 Eylül günü yayınlanan tebliğ ve kararnamelerle artan sosyal güvenlik harcamalarının azaltılma ve devletin tasarruf kaynağının bir bölümü olarak eczanelerimiz IMF nin OVEP ile adres gösterilmiştir.
Sokak deyimi ile kan alacak damarı kalmayan eczanelerin rafları bir kez daha bedelsiz kamulaştırılmak istenmektedir
Sağlık harcamaları içinde ilacın payının azaldığı bir dönemde, artan miktarın sorumlusu biz değiliz
Ekonomik krizinde sorumlusu biz değiliz
Bu bakımdan 15 Ocakları
21 Aralıkları
İlaçta durum eylemlerini yaşamış ve yaşatmış bu örgüt;
Ekonomik yaşam hakları için direnecektir. Hiçbir eczanemizin kapanmasına iflasına izin vermemeliyiz… bu bakımdan akılcı bir biçimde görüşme masasında son ana kadar muhataplarımızla uzlaşma zemini aramalıyız tasarruf adına bize dayatılan ifk ve tebliğlerin değişeceğini ve sağduyunun galip geleceğini umuyoruz ve diliyoruz. Bütün yollar kapandığında ise
Daha fazla KKi taşıma maliyetini
KKi artış maliyetini
Oluşacak olan ilaç fiyat düşlerinin raflarımızı bedelsiz kamulaştırmasının maliyetini taşıyacak durumumuz yoktur. Sizlerin bu karşı sergileyeceğinizden kuşkumuz yoktur.
Görev yaptığımız iki yıllık dönem boyunca bizlere verdiğiniz güven ve destek için teşekkürlerimi sunar önümüzdeki dönemin mesleğimiz ve ülkemiz adına daha az sorunların olduğu, insanımızın sağlık standartlarını üst düzeylere çıkarmakla yoğunlaşacağımız günleri getirmesi dileğimle saygılar sunarım