Menü

  Ana Sayfa
  AKILCI İLAÇ KULLANIMI
  ANI DEFTERİ
  AROMATERAPİ
  AİLE HEKİMLİĞİ
  BASINDAN HABERLER
  BİTKİ FİZYOLOJİSİ
  DOKTOR
  DÜNYADAKİ GELİŞMELER
  ECZACI HABER
  ECZACI HİKAYELERİ
  ECZACI ODASI
  ECZACIDAN HABERLER
  ECZACILIK FAKÜLTESİ
  ECZACILIK TARİHİ
  Eczacılık Mesleği
  ECZANE DEKORASYON
  ECZANE EKONOMİSİ
  ECZANE GÜVENLİK SİSTEMLERİ
  ECZANE REHPERİ
  EĞİTİM
  ETKİNLİK
  FARMAKOLOJİ
  FARMAKOVİJİLANS
  FİTOKOZMETİKLER
  FİTOTERAPİ
  GEZİ
  GÜNCEL HABER
  HERBARYUM
  HUKUK DANIŞMANI
  KLİNİK ECZACILIK
  KOZMETİK
  MEZUNLAR
  MÜZE ECZANE
  Nobetci Eczaneler
  NÖBETÇİ ECZANE
  REÇETE
  SAĞLIK
  SANAT-Haberler
  SANAT-Opera
  SANAT-Sinema
  SANAT-Tiyatro
  SEKTÖR HABERLERİ
  SGK
  TIBBİ İLK YARDIM
  UZMAN ECZACI
  YASAL MEVZUAT
  İLAÇ

 

Site içi Arama



 

  Konu : 29. Bölge Manisa Eczacı Odası | Hit: 440

MANİSA ECZACI ODASI

YÖNETİM KURULU (ASİL)
Başkan Ecz. Meliha Nalan CAN                              
Genel Sekreter Ecz. Burçin KURTULUŞ
Sayman Ecz. Cem MERCÜL                
Veznedar Ecz. Ecz. R. Serkan SOYER     
Üye Ecz. Metin GİRGİN                 
Üye Ecz. Halil Ergül TÜZÜNER                     
Üye Ecz. Hatice BAL ŞAHİN


B. KONGRE DELEGELERİ (ASİL)
Ecz. Özgür ÖZEL
Ecz. Nükhet TARTAN
Ecz. Fatma Bahar ÖZEMREL
Ecz. M. Suat YILDIRIM
Ecz. Nil TOKDEMİR
Ecz. Uğur ÜNLÜERLER

DENETLEME KURULU (ASİL)              
Bşk. Ecz. İlhan AKSAKAL                                    
Ecz. Levent KINACI                       
Ecz. Şafak KIRICI             

ONUR KURULU (ASİL)
Ecz. F. Bahar ÖZEMRE
Ecz. Didem ÖZEL
Ecz. Uğur ÜNLÜERLER
Ecz. Muammer ŞENGÜL                                                                                   
Ecz. Nihat FIRAT

YÖNETİM KURULU (YEDEK)
1. Ecz. Meltem KOTEL               
2. Ecz. Barış KULKUL            
3. Ecz. Enise ÖZTAŞLI               
4. Ecz. Metehan ÖZCAN               
5. Ecz. Rıdvan IŞIK
6. Ecz. Evrim ERDEM ORAL

B.KONGRE DELEGELERİ (YEDEK)
1. Ecz. Alper KATRAN
2. Ecz. İlhan AKSAKAL
3. Ecz. Akşin TÜRKER
4. Ecz. Metin ÖKTEM
5. Ecz. Hülya AKMEŞE
6. Ecz. Ayşe ÖZHAN

DENETLEME KURULU (YEDEK) 
1. Ecz. Besim DUTLULU                   
2. Ecz. Özdil TANERİ                     
3. Ecz. Nur EGE SAY

ONUR KURULU (YEDEK)
1. Ecz. Rıdvan BEŞYILDIZ
2. Ecz. Fevziye GÜVEN
3. Ecz. Mustafa VARCI
4. Ecz. Ender TOKUÇ
5. Ecz. Nevin HONAZ

Tarihçe

Manisa ve yöresinin tarih öncesi ile ilgili pek bilgi yoktur. Salihli Sindel Köyü’nde bulunan Paleolitik Çağ’a (Yontma Taş Devri) ait fosil ayak izleri yörede insan topluluklarının yaşadığını kanıtlayan ve yaklaşık 26.000 yıl öncesine tarihlenen buluntulardır. Kırkağaç Yortan Köyü’nde bulunan mezarlar ise, farklı bir mezar kültürü olan Tunç Devri’ne aittir.

Hermessos ve Kaikos ya da bugünkü adıyla Gediz ve Bakırçay vadilerinde kurulmuş olan Tantalis (Manisa) ve Thyateira (Akhisar) bölgede bilinen ilk yerleşimlerdir.

Manisa’nın, Yunanistan’ın Teselya Bölgesi’ndeki Pelion Dağı civarından göç eden Magnetler tarafından kurulduğu tahmin edilmektedir. Bölge M.Ö. 1450-1200 yıllarında Hititlerin etkisinde kalmıştır. Kybele bereket tanrıçası kabartması yöredeki Hitit varlığın göstermektedir. M.Ö. 1200’lerde ise Lidyalılar gelmiş ve Kızılırmak’a kadar bütün Batı Anadolu’ya egemen olmuşlardır. Tarihte, devlet güvencesinde ilk parayı basan Lidya Krallığı’nın başkenti bugünkü Sardes (Sart) şehriydi. Paktalos (Sart) Çayı’ndan çıkarılan altın madeni ile ünlüydü. Lidya Krallığı gücü ve zenginliğiyle ünlü son Kral Krezüs’ün adıyla özdeşleşmiştir. Ancak M.Ö. 546 yılında Persler tarafından yıkılmıştır. İrili ufaklı çok sayıda tümülüsün yer aldığı Bintepeler Mevkii bu devri simgeleyen eserleri barındırmaktadır.

Bölge; M.Ö. 546 yılından M.Ö. 334 yılına kadar Pers egemenliğinde kalmıştır. Sardes bu dönemde de önemli bir ticaret merkezidir. M.Ö. 334’de Trakya üzerinden Anadolu’ya geçen Büyük İskender, Pers ordularını yenerek Suriye’ye doğru ilerlemiş ve Pers egemenliğine son vermiştir. Büyük İskender’in M.Ö. 323 yılında ölümünden sonra satraplıkların birbirleriyle mücadelesi M.Ö. 301 yılında İskender İmparatorluğu’nun sonunu getirmiştir.Bu döneme ait en önemli eser Sardes Örenyeri’ndeki Artemis Tapınağı’dır.

Daha sonra Bölge Bergama Krallığı’nın egemenliğine girmiştir. Bölgenin önemli kentlerinden Philadelphia’ya (Alaşehir) ismini dönemin krallarından II. Attalos Philadelphos vermiştir. Bergama Krallığı III. Attalos’un ölümünden sonra (M.Ö. 133), vasiyeti üzerine Roma İmparatorluğu’nun yönetimine devredilmiştir. M.S. 17 yılında meydana gelen büyük depremde bölgedeki Magnesia, Thyateira, Philadelphia ve Sardes gibi bütün yerleşimler büyük ölçüde yıkılmışsa da İmparator Tiberius’un katkılarıyla yeniden inşa edilmiştir.

Roma döneminde bölgede üretim ve ticaret canlanmış, Gediz ve Bakırçay vadilerinde mevcut tarımsal ürünlere yeni çeşitler eklenmiştir. M.S. 395 yılında Teodisius’un imparatorluğu iki oğlu arasında pay etmesiyle Manisa ve çevresi Doğu Roma yani Bizans İmparatorluğu’nun sınırları içinde kalmıştır. Hıristiyanlığın batıya doğru yayılmasında, Philadelphia, Sardes ve Thyateira kentlerinin önemli rolü olmuştur. Magnesia da bu dini ilk benimseyen kentlerden olmuş sonra da önemli bir piskoposluk merkezi haline gelmiştir.

İstanbul 1204 yılında Latinler tarafından işgal edilince imparatorluk merkezi İznik’e taşınmıştır. İmparator Iannes Ducas Vatatzes’in otuz yılı aşkın bir süre oturması sebebiyle Magnesia ekonomik, sosyal ve stratejik açıdan Batı Anadolu’nun en önemli şehirlerinden biri haline gelmiş ve imparatorluk merkezi görevini üstlenmiştir. İmparator 1255 yılında Manisa’da ölmüş ve buraya gömülmüşse de mezarının yeri belli değildir. Sardes, Philadelphia, Thyateira ve Magnesia Kalesi kalıntıları Bizans döneminden kalan kalıntılardır. 1261 yılında İstanbul Latinlerden geri alınınca Manisa önemini yitirmiştir.

Manisa 1313 yılının 25-26 Ekim’ine tekabül eden Regaip Kandili gecesi Alpagı oğlu Saruhan Bey komutasındaki askerler tarafından fethedilmiş ve Saruhanoğulları Beyliği’nin merkezi haline getirilmiştir. 1346 yılında ölen Saruhan Bey’in türbesi şehrin merkezindedir. Yerine önce oğlu İlyas Bey, onun ölümüyle de İshak Çelebi bey olmuş ve beyliğin en ihtişamlı dönemlerini yaşatmıştır. Ulu Camii ve Medresesi, Mevlevihane ve Çukur Hamam gibi birçok eseri İshak Çelebi şehre kazandırmıştır. Tahminen 1390 yılına doğru vefat etmiş ve kendi yaptırdığı türbesine gömülmüştür.

Manisa 1391 yılında Yıldırım Bayezid tarafından Osmanlı topraklarına katılmış, ancak Ankara Savaşı sonrası Timur bölgeyi yeniden eski sahiplerine iade etmiştir. 1412 yılında ise Çelebi Mehmed kesin olarak Manisa’yı Osmanlı egemenliği altına sokmuş ve Saruhan Sancağı adıyla idari bir birim haline getirmiştir. Manisa 1437-1595 yılları arasında Osmanlı şehzadelerinin saltanat tecrübesi kazandıkları önemli siyasi merkezlerinden biri haline gelmiştir. Bu dönemde II. Murad, Fatih Sultan Mehmet, Kanuni Sultan Süleyman, II. Selim, III. Murad, III. Mehmet ve I. Mustafa gibi daha sonra Osmanlı tahtına da oturmuş padişahların da içerisinde olduğu 16 şehzade Manisa’da sancakbeyliği yapmışlardır.

Bu dönem zarfında Manisa’da şehzadeler ve maiyyetlerindekiler cami, medrese, han, hamam, imaret, çeşme, hastane, köprü ve kütüphane gibi birçok vakıf eserleri yaptırmışlardır. Bunların bir kısmı günümüze kadar ulaşabilmiştir. II. Murad’ın yaptırmış olduğu başta Saray-ı Amire olmak üzere birçok eser ise zamana yenik düşmüştür.

16. yüzyıl sonlarına kadar genelde sakin olan Saruhan Sancağı’nda bu tarihten sonra bütün Anadolu’da olduğu gibi eşkıyalık hareketleri görülmeye başlar. Yaklaşık iki asır devam eden eşkıya, suhte (medrese öğrencisi) ve sipahilerin yağma ve talanlarından bölge büyük zarar görmüştür. 18. yüzyılın ikinci yarısından itibaren bölgeye hakim olan Karaosmanoğulları bu tür hareketleri büyük ölçüde sona erdirmiştir.

Mondros Mütarekesi’nin 7. maddesine dayanılarak 15 Mayıs 1919’ da bölgede Yunan işgali başlar. İşgal sırasında Manisa Merkezde İstihlâs-ı Vatan, Cemiyet-i Müderrisîn, Demirci’de Müdafa’a-i Hukûk-u Osmânî, Gördes’de Hareket-i Milliye Teşkilatı, Kırkağaç’da İstihlâs-ı Vatan, Kula’da Redd-i İlhak, Soma’da Müdafa’a-i Hukuk ve Turgutlu’da Müdafa’a-i Hukûk-u Osmâni adlı Cemiyetler kurularak Yunan işgaline karşı mücadeleler verilmiştir.

30 Ağustos 1922’deki Dumlupınar Meydan Muharebesi’nin zaferle sonuçlanması üzerin Fahreddin Paşa komutasındaki kolordu İzmir’e doğru ilerleyerek Yunan direnişini kırmıştır. İzmir’e doğru kaçan Yunanlılar ve yerli Rumlar kenti ateşe vermiş, günlerce süren yangında tarihin Manisa’ya kazandırdığı büyük kültürel mirasın önemli bir kısmı yok olmuştur. Yaklaşık üç yıl Yunan işgalinde kalan şehir 8 Eylül 1922 tarihinde kurtarılmıştır.

1923’de Saruhan adıyla vilayet olan şehrin adı, 1927 yılında Manisa olarak değiştirilmiştir. Cumhuriyet döneminde yeniden imar gören Manisa, karayolu ve demiryolu ulaşımı bakımından önemli bir noktadadır. Zirai, ticari ve sanayi açısından da ülkemizin gelişmiş illeri arasında bulunmaktadır.

Coğrafya

MANİSA

Manisa; 38° 04’ - 39° 58’ kuzey enlemleri ile 27° 08’ - 29° 05’ doğu boylamları arasında yer alır. Ege Bölgesi’nin asıl Ege bölümünde yer alan İl; kuzeyde Balıkesir, kuzeydoğuda Kütahya, doğuda Uşak, güneydoğuda Denizli, güneyde Aydın ve İzmir, batıda ise İzmir ili ile çevrilidir.

Topografya : Gediz depresyonu içinde yeralan Manisa;İl merkezi 71 m. yüksekliktedir. Kuzeydoğuya doğru gidildikçe yükseklik artmakta ve Demirci’de ilçe merkezi 850 m. yüksekliğe ulaşmaktadır.

İlin önemli dağları, bölgenin de en yüksek dağı olan Bozdağlar (Kumpınar 2070 m), eteklerinde il merkezi kurulu olan Spil (Karatepe 1517 m) ve Yunt Dağı (Nemrut Tepe 1074 m)’dır. Demirci Dağları, Manisa, Kütahya, Balıkesir sınırlarını da oluşturur ve en yüksek yeri Ziyaret Tepe 1800 m.dir. Demirci Dağları’nın güneybatı uzantısı olan Çomaklı ve Dibek Dağları’nın en yüksek noktası Aysekizi Tepesi 1034 m.dir. Alaşehir Çayı’na paralel uzanan Uysal Dağı’da 1135 m. yüksekliğe sahiptir.

İlin kuzeydoğusu ile doğusunda Demirci, Gördes ve Kula civarı 1000 m’ye kadar ulaşan platolardan oluşmaktadır. Kula volkanik sahası ise en son faaliyetini zamanımızdan yaklaşık 12.000 yıl önce göstermiş Batı Anadolu’nun en önemli jeolojik oluşumları arasında yer almaktadır.
Bozdağlar ile Yunt Dağları arasındaki depresyonik alan içinde Manisa pek çok ovaya da sahiptir. Bunların başlıcaları Gediz, Bakırçay, Alaşehir, Salihli, Turgutlu ovalarıdır.

En önemli iki akarsuyu bulunmaktadır. Bunlar Gediz (384 km) ve Bakırçay (204 km)’dır.
Salihli ve Gölmarmara ilçeleri arasında tektonik oluşumlu, denizden yüksekliği 74 metre olan, yaklaşık 12 km²’lik alanı kaplayan Marmara Gölü vardır. Manisa’nın üç tane de barajı bulunmaktadır. Bunlar Demirköprü, Afşar ve Sevişler barajlarıdır. Ayrıca Gördes Baraj’ı inşa halindedir.

İklim : Manisa; makroklima Akdeniz iklim şartları altındadır. İlin kuzeydoğusu Akdeniz iklimi ile karasal iklimin geçiş noktasında yer alır. Yıllık sıcaklık ortalaması 16.8 °C olup en sıcak ay olan Temmuz ortalaması 34.4 °C ve en soğuk ay olan Ocak ayı ortalaması 3.0 °C dir.Yıllık yağış ortalaması 740 mm ile yarı kurak bir karakter taşımaktadır.

Bitki Örtüsü ve Doğal Hayat : Akdeniz iklim şartlarına bağlı olarak ilin birinci bitkisi kızılçamdır. Daha sonra yaygın olarak maki türler yaygınlık gösterir. Ilıman iklimin soğuk sektörüne ait olan karaçamlar dağlık kesimlerin bitkisi olarak 850 m yükseklikten sonra varlığını gösterir. Bölgenin bir diğer yaygın ağaç türü ise palamut başta olmak üzere meşe türleridir.

Yaban hayatı bakımından oldukça zengin olan Spil Milli parkında tavşan, tilki, kurt, çakal, domuz, sansar, porsuk, kirpi ve sincap gibi hayvanlar sıklıkla, kınalı ve çil keklik ise daha nadir bulunan hayvanlardır. Ötücü kuşların hemen birçok türü ile yırtıcı kuşlardan doğan, atmaca ve kartal da bulunmaktadır. Ayrıca geyik koruma ve üretme sahasında geyiklere ve Muradiye Keklik Üretme İstasyonu’nda üretilerek, korunabilen alanlara salınmış sülünlere rastlamak da mümkündür.

KAYNAK:

http://manisa.turizm.gov.tr

MESİR 3

MESİR dilimizde gezilecek yer , gezi yeri anlamına gelmektedir. Anadolu ve Ön Asya'nın çok eski bir geleneğinden gelen Mesir'in 5000 yıl öncesinde bile örneklerine rastlamak mümkün. Genel Tıp kitaplarının bir kısmında mesir'e benzeyen bir macunun Sümerliler zamanında kullanıldığını yazmaktadırlar. İlk defa Sümerliler ünlü şehirlerinden biri olan NİPPUR da ana maddesi İSİN olan bir otla çeşitli baharatları kaynatarak bir macun elde edip bunu altın kapta saklayarak ilkbahar aylarının başlangıçlarında hastalara ikram ederlermiş. Aynı şekilde hazırlanmış çeşitli macunların dertlere şifa olması amacıyla Ön Asya ve Anadolu medeniyetlerinde dağıtıldığı kaynaklarda belirtilmektedir.

Mesir Macunu; Mutasavvıf Hekim Merkez Efendi tarafından bulunmuştur.

MESİR MUCİDİ MERKEZ EFENDİ

500 Yıla damgasını vurmuş olan bir olayın kahramanından bahsetmeden önce devre damgasını vurmuş olan zamanının büyük hekimi Merkez Efendinin hayatından biraz aktarımda bulunalım.
Merkez Efendinin asıl adı MUSLİHİDDİN EFENDİ 15 yy. ikinci yarısında 1460 yılında Denizli'nin Buldan ilçesine bağlı Sarımahmutlu köyünde doğmuştur. Ailesinin Selçuklu Germiyanoğullarının bir koluna bağlı olduğu tahmin edilmektedir. İlk öğrenimini babası Hafız Mustafa Efendinin yanında tamamlamıştır. Daha sonraki öğrenimi için babasının yakın dostu olan zamanın ünlü bilginlerinden Hızır Ahmet Paşanın yanına Bursa'ya gitmiştir. Burada İlk ve orta öğretime karşılık gelen zamanın ilk medrese öğrenimine başlar ve başarı ile tamamladıktan sonra hocası tarafından zamanının en ideal üniversitesi olan İstanbul Fatih Medresesine kayıt yaptırır.

Buradan müderris (Hoca) ünvanı alarak mezun olur. Uzun yıllar İstanbul ve çevresindeki illerde öğretmenlik yapar.

MERKEZ EFENDİ BİMERHANEYİ KURUYOR

1520 yılında Kanuni Sultan Süleyman'ın annesi Yavuz Sultan Selim'in eşi HAFZA SULTAN eşinin ölümünden sonra oğlu Kanuni Sultan Süleyman'ı Manisa Valiliğinden alarak İmparatorluğun başına getirir. Kendisi bir süre daha Manisa'da kalarak kendi adına inşaa ettirilmesini istediği eşinin cami ve külliyesini tamamlamaktır.

Hafza Sultanı'ın isteği titizlikle inşaa edilen bu ilim, kültür ve sosyal kurum başına otoriter , konusunda bildigi , uzman bir kişiyi getirmektir ve sonunda Merkez Efendi Manisa'ya tayin edilir. 1523 yılında başına geçtiği Sultan Camii ve Külliyesi oluşturan birimler; Sultan cami , medrese , Sıbyan mektebi , imarethane ve hamamdan oluşmaktadır.

Merkez Efendi Manisa'ya yerleştikten kısa bir süre sonra halkın sorunları ile yakın ilgilenmeye başlar. Hasta olanlar için çeşitli otlardan ilaçlar yaparak onları iyileştirir. Bu çalışmlar üzerinde imarethanenin bir kısmı BİMERHANE'ye (Sağlık Bölümü ve Revir) dönüştürülür. Hastalar artık burada tedavi edilmeye başlar. Bir süre sonra burası yeterli gelmemeye başlar. Merkez Efendinin talebi üzerine saraydan ödenek gönderilerek 1526 yılında bugünkü yerinde BİMERHANE'nin DARÜŞŞİFA'nın bir kısmı inşaa edilir. Buraya BİMERHANE, DARÜŞŞİFA, TİMARHANE, SİFAHANE isimleride kullanılmaktadır. Burası yapısı ve kullanımı itibari ile tam teşekküllü her tedavinin yapıldığı bir hastanedir. Günümüzde buralara değişik yakıştırmalarda bulunulmakta buraların yanlızca akıl hastaneleri olduğu aktarılmaktadır. Ancak tarihi kayıtlardan incellendiğinde bu tür yerlerin tam bir hastane olduğu ortaya çıkmaktadır.

Darüşşifa'nın açılmasında kısa bir süre sonra Manisa Valisi Şehzade Mustafa'ya Kanuni Sultan Süleyman tarafından acil bir mektup gelir. Hafza Sultan'ın bir hastalığa yakalandığını ancak tüm doktorların çabasında rağmen iyi edilemediği yazılıdır.

MESİR MACUNU BULUNUYOR

Merkez Efendi'ye durum bildirirler. Bunun üzerinde yoğun bir çalışmaya başlar. Sonunda 41 değişik baharattan ürettiği macunu tarifi ile beraber saraya gönderir. Hafza Sultan, üretilen bu macun ile sağlığına tekrar kavuşur. Bu olaydan sonra Merkez Efendinin ünü imparatorluk sınırlarını aşar.Merkez Efendi bu durum üzerine Manisa iline ekonomik katkıda bulunabilecek bir plan hazırlar;

  • Her yılın belli bir gününde sergi düzenleyerek, bu sergide bizzat halkın kendi el emeği ürünleri tanıtmak,
  • Civardan gelen halkın Manisa'ya ekonomik ve sosyal canlılık getirmesini sağlamak,
  • Bunun için buraya gelen halkın, sağlığını korumak ve macunu yiyenlerin 1 yıl boyunca zehirli böcek sokmalarından korumak amacıyla macunun dağıtılmasını sağlamak,
  • Spil dağı eteklerine kurulmuş olan Manisa'nın Gediz ovasına kayarak halkın birbiri ile dayanışmasını sağlamaktır.

Mesir Macununun halka saçılacağı ve bu planda anlatılanların yapılacağı gün olarak da 22 Mart tespit edilir. İran Mitolojisine göre bahar bayramı kabul edilen bu gün seçildiği belirtilir. Kimilerine göre de bugünün Hz. Ali'nin doğum günü olduğu da söylenmektedir. Ancak halk içerisinde yaygın olarak bilinen Bahar bayramına denk getirilmesidir. Kesin olmamakla beraber ilk mesir macunu dağıtımının 1527 - 1528 yıllarına rastladığı sanılmaktadır. 1529 yılında Şeyhinin ölümü üzerine Merkez Efendi İstanbul'a giderek yerine geçmiş ve burada eğitim vermeye devam etmiştir.

MESİR 1
MESİR 2

MESİR MACUNUN YAPILIŞI

Mesir macunu 41 değişik baharattan oluşmaktadır. Bu baharatlardan bazılarına örnek verelim;

ANASON: İştah açıcı ve karminatif olarak kullanılır. Karminatif etki barsaklardaki fermantasyona engel olmasından ileri gelir.
HİNDİSTAN CEVİZİ ve BEŞBASE: Kaynatılmış suyu mide ağrılarına iyi gelir. Etkisi bileşimdeki uçucu yağlardan ileri gelir.
ÇİVİT: Halk arasında kabakulak ve pnömonide iyi gelir. Bebeklerin ağız mukozasındaki ağrılı yaraların tedavisinde kullanılır.
ÇÖPÇİNİ: Kökünün kaynatılmış suyu ekzemede kullanılır. Bileşimindeki tanenden dolayı astrenjan etkisi vardır.
ÇÖREK OTU: Gaz söktürücü olarak kullanılır.
DARFÜLFÜL: Bedeni ısıtıcı ve öksürük kesici olarak kullanılır
HARDAL TOHUMU: İştah açıcı ve mideyi yatıştırıcı olarak toz halinde kullanılır. Cilt hastalıklarında iltihabı ve ağrı giderici etkisi vardır.
HAVLİCAN: Öksürük kesici ve ağız kokusu giderici olarak kullanılır. Sindirimi kolaylaştırır, gazı dağıtır, balgamı giderir.
HİYARŞENBE: Mushil olarak kullanılmaktadır. Bileşiminde antrekion türevi vardır.
KAKULE: Lezzet verici , gaz söktürücü, iştah açıcı olarak kullanılır.
KARABİBER: Öksürük kesici, uyarıcı ve baharat olarak kullanılmaktadır.
KARANFİL: Ağız kokusu giderici, diş çürüklerinde ve ağrılarında kullanılır. Bileşimindeki karanfil esansı antiseptik ve ağrı gidericidir.
KEBABE: İdrar ve solunum yolları antiseptiği olarak kullanılır.
KİMYON: Baharat, gaz söktürücü, iştah açıcı ve terletici olarak kullanılır.

Mesir macunun asıl kullanımında bulunan baharat çeşitlerinin bir kısmının doğa da artık bulunmuyor olması nedeni ile mevcut baharatlar ile bu işlem yürütülmektedir. İşte kullanılan diğer baharat çeşitleri;
Yenibahar, Zencefil, Galanya, Krem tartar, Kişniş, Havlıcan, Anason, Sakız, Safran, Tarçın, Udülkahr, Hardal, Misrafi, İksir, Meyan Kökü, Kalemi barit, Tiryak, Sarı helile, Kara helile, Raziyane, Zerdecub

MESİR MACUNUNUN TIBBİ DEĞERİ

Yukarıda bazılarını saydığımız bazı bitkilerin farmakolojik özellikleri göz önünde bulundurularak macunu iştah açıcı, gaz giderici, barsak paristalizmi arttırıcı, idrar yaptırıcı, uyarıcı ve afrodizyak etkileri taşır. Eski hekimlerin düşüncelerine göre insanların kışın kuru gıda aldıklarından kanları koyulaşır, pislenir, iç organları çalışma düzenini kaybeder. Bu nedenle insanların sıvı dengesini ayarlamak gerekir. İlkbaharda yeşil, taze bol gıda ortaya çıkınca o devrin insanları kan aldırmak, lavmanla barsakları boşaltmak, divretiklerle bol idrar yaptırmak sureti ile vücudun dengesini kendilerine göre ayarlarlardı. Bu işe gecenin ve gündüzün eşit olduğu nevruz gününde başlamak gerekirdi. Hipokrattan beri gelen ve hekimlerce kabul edilen dört unsur teorisinin bir neticesidir.

MESİR MACUNUNUN FAYDALARI

İştah açıcı; gaz giderici, kuvvet verici, idrar yaptırıcı, yorgunluk giderici, hormonları hareket ettirici etkileri vardır. Bunların yanı sıra zehirli hayvan sokmalarına karşın bir etkisi de mevcuttur.
Halk arasındaki bazı inanışlardan alıntılar vererek yazımıza nokta koyalım.

  • Bu macundan kim yerse yesin o yıl boyunca hiçbir zehirli hayvan sokmaz.
  • Nevruz günü ağır hastalar bile yese iyi olur.
  • Macunu yiyen gelinlik çağındaki genç kızlar o yıl içerisinde evlenirler.
  • Macunu yiyen o sene boyunca bütün hastalıklardan korunur.
  • Cinsi kuvveti arttırdığına inanılır.
  • Çocuğu olmayanlar alırsa arzuları gerçek olacağına inanırlar.
  • Çocuk hastalıklarına iyi gelir.

 


Kaynaklar:

Manisa Mesir'i Tanıtma ve Truzim Derneği: bilgi@manisamesirmacunu.org
http://turkeylink.com/manisamesirmacunu.org/manisamesir.html

http://www.mesirmarket.com/sifamesir/index.ihtml

Manisa Mesir'i Tanıtma ve Truzim Derneği Yayını, Şubat 99, Sayı 11
Tıp Tarihi - Prof. Dr. A. Süheyl ÜNVER (1943)
Manisa Bimerhanesi - Dr. N. Nurel YÜRÜKOĞLU (1948)
Beş Buçuk Asırlık Türk Tabiyeti Tarihi - Dr. Osman ŞEVKİ (1925)
Anadolu Kuvvet Macunları Seçme Kitapları - Z. EYÜPOĞLU (1977)

CELAL BAYAR ÜNİVERSİTESİ


  Yorum yazılmamış.
Yorum Yazılmamış... Sponsor Bağlantılar
Yorum Yapmak istermisiniz ?
Yorumlar Editörler Tarafından Okunduktan Sonra Sitede Yer Alıcaktır.
İsminiz &  Nickiniz:     

Mesajınız     :

 
Güvenlik Kodu :

 

 + Yazar Cizer    ONLINE İLETİŞİM    +  Hava Durumu
/td>
 

Görüş Ve Düşüncelerinizii
Online Yazabilirsiniz.
msn@eczacihaber.com

 
İstanbul Ankara
İzmir Antalya
Adana Bodrum
 + En ok Ziyaret Edilen Makalelerr Yeni eklenen  Makaleler   Rastgele Makaleler
Eczaci Haber Portali 31. Bölge Kocaeli Eczacı Odası (618)
2. Bölge Ankara Eczacı Odası (472)
40. Bölge Kırklareli Eczacı Odası (451)
29. Bölge Manisa Eczacı Odası (441)
30. Bölge Balıkesir Eczacı Odası (401)
NÖBETÇİ ECZANELER (382)
28. Bölge Hatay Eczacı Odası (381)
YENİ DOĞANDA AKILCI İLAÇ KULLANIMI (368)
ECZANE MODELLERİ (336)
6. Bölge Samsun Eczacı Odası (314)
25. Bölge Mersin Eczacı Odası (310)
3. Bölge İzmir Eczacı Odası (307)
Eczane tasarım ilkeleri (303)
Epilepsi ilacı Topamax doğum defektlerine yol açmakta.. (301)
ŞEYTAN DİYOR ECZANEYİ KAPA… (297)
eczane (248)
Eczacı Rasih Verdigil'in gemi maketi tutkusu, (245)
Eczacı Mustafa Seyhan Oğlunun acısını yazarak anlattı (230)
İşyeri yanan eczacı intihar etti (223)
83 YAŞINDA BİR ÇINAR ECZ. ALİ RIZA USLUER (223)
Karaman - Aile Hekimi Yerleştirme İşlemi İlgili Duyuru (221)
21. yüzyılın modern eczanesi (220)
Hiç görmediği Niğde'ye 4 okul yaptırdı (213)
ALİ POYRAZOĞLU Eczacı olmaktan vazgeçtim (212)
Hindistanda Bir Eczane (209)
SGK 2008 PROTOKOLÜ (206)
41. Bölge Tokat Eczacı Odası (202)
33. Bölge Afyon Eczacı Odası (198)
Eski eczacı yeni DJ yılda 7.2 milyon dolar kazanıyor (194)
DÜĞÜN DAVETİYESİ (194)
At kuyruğu, Kırkkilit otu, Katır kuyruğu - Equisetum arvense (192)
Kadıköy'deki 106 yıllık Yeni Moda Eczanesi (183)
Grubun tüm şarkılarının söz ve müzikleri eczacı Ekrem Murat Gönülalan'ın imzasını taşıyor (179)
GÜNEY ECZA KOOP VE MERSİN ECZACI ODASINDAN OKULLARA KİTAP KAMPANYASI (175)
Foçalı eczacıya Fransız ödülü (175)
Eczacılar isyanda (170)
34. Bölge Aksaray Eczacı Odası (169)
Kırkağaç’taki eczaneler, gece yarısından itibaren açtırıldı. (160)
İLAÇLAR KURALINA UYGUN KULLANILMALI - Prof. Dr. Tevfik Özlü (159)
Ecz. Burhanettin BULUT - 2008 PROTOKOL SÜRECİ (158)
AKILCI İLAÇ KULLANIMI (153)
Dilara Hülya AFERİN - AROMATERAPİ (152)
35. Bölge Kütahya Eczacı Odası (149)
4. Bölge Adana Eczacı Odası (149)
Eczacı Doktor John S. Pemberton Coca Cola'nın yaratıcısı (148)
 
En Son Eklenenler Kozmetik Ürün Uyarısı
Nöbetçi eczanelere özel güvenlik görevlisi
Düğün Davetiyesi 2 Nilüfer ve Necati
Ecz. Hüseyin ŞİMŞEK - KAMUOYUNA DUYURU
Maliyetinin büyük bölümünü Eczacı Mehmet Cengiz'ın karşıladı
Eczacı Sezai Kerciler, hastane tamiri için 250 milyar lira bağış yaptı
KAHRAMAN ECZACI O GECEYİ ANLATTI - Beyoğlu Filibe Eczanesi
Müslüman eczacıdan doğum kontrolü yasağı
Eczacınız yakınınız olsun - Akmerkez Eczanesi
Kadıköy'deki 106 yıllık Yeni Moda Eczanesi
Akhisar'ın Başlamış Köyü'ne ilk Eczane Eczacı Emel Çağlar Güven
Adaklı'ya ilk kez eczane açıldı. Ecz. Mert Bayram
Asırlık eczane müzelik oldu
Tarihe tanıklık eden Rebul Eczanesi
Hangi yaşta nasıl bir kozmetik ürün kullanmamız gerekiyor
Kozmetikte Kil
Çilekten 21 Çeşit Kozmetik Ürün
1. Bölge İstanbul Eczacı Odası
2. Bölge Ankara Eczacı Odası
3. Bölge İzmir Eczacı Odası
4. Bölge Adana Eczacı Odası
5. Bölge Konya Eczacı Odası
6. Bölge Samsun Eczacı Odası
7. Bölge Bursa Eczacı Odası
8. Bölge Gaziantep Eczacı Odası
9. Bölge Eskişehir Eczacı Odası
10. Bölge Antalya Eczacı Odası
11. Bölge Diyarbakır Eczacı Odası
12. Bölge Kayseri Eczacı Odası
13. Bölge Erzurum Eczacı Odası
14. Bölge Kahramanmaraş Eczacı Odası
15. Bölge Isparta Eczacı Odası
16. Bölge Denizli Eczacı Odası
17. Bölge Zonguldak Eczacı Odası
18. Bölge Trabzon Eczacı Odası
19. Bölge Tekirdağ Eczacı Odası
20. Bölge Sakarya Eczacı Odası
21. Bölge Aydın Eczacı Odası
22. Bölge Malatya Eczacı Odası
23. Bölge Elazığ Eczacı Odası
24. Bölge Ordu Eczacı Odası
25. Bölge Mersin Eczacı Odası
26. Bölge Kastamonu Eczacı Odası
27. Bölge Şanlıurfa Eczacı Odası
28. Bölge Hatay Eczacı Odası
 
Rastgele Ökaliptus, Sıtma ağacı - Eucalyptus globulus
15. Bölge Isparta Eczacı Odası
ABD'de ilaç firmalarına eşantiyon yasağı geldi
Zayıflamak isterken sağlığınıza dikkat edin
DÜĞÜN DAVETİYESİ
19. Bölge Tekirdağ Eczacı Odası
Isırgan Urtica sp.
44. Bölge Batman Eczacı Odası
Nöbetçi eczanelere özel güvenlik görevlisi
BESLENME FİZYOLOJİSİ Dr. A. Ergin DUYGU - 3
4. Bölge Adana Eczacı Odası
3. Bölge İzmir Eczacı Odası
BESİN ALIMI Dr. A. Ergin DUYGU -4
42. Bölge Giresun Eczacı Odası
23. Bölge Elazığ Eczacı Odası
İlaç Kullanıyorsanız Greyfurt Suyu İçmeyiniz
ENERJETİK VE BİYOENERJETİK Dr. A. Ergin DUYGU - 2
Hasta Hakları Uygulama Yönergesi
Kediotu - Valeriana officinalis
POPKOMM FUARINA 08 - 10 EKİM 2008 TARİHLERİNDE...
EDAK ECZA KOOPERATİFİNDEN NUR IŞIK BOYACIGİLLER ANISINA
Eğir kökü - Acorus Calamus
YENİ DOĞANDA AKILCI İLAÇ KULLANIMI
25. Bölge Mersin Eczacı Odası
BİTKİ FİZYOLOJİSİ Dr. A. Ergin DUYGU -1
Tarihe tanıklık eden Rebul Eczanesi
32. Bölge Muğla Eczacı Odası
17. Bölge Zonguldak Eczacı Odası
Tatilin sevimsiz hatırası Güneş lekeleri
20. Bölge Sakarya Eczacı Odası
Sağlık Bakanlığı'ndan sahte ilaç uyarısı
Hatmi Çiçeği - Althaea officinalis
1. Bölge İstanbul Eczacı Odası
Farmakogenetik
Altınbaşak - Solidago gigantea
AKNE ve SİVİLCELER
ECZANE MODELLERİ
En etkili kolesterol ilacı 'yararsız' çıktı
Dilara Hülya AFERİN - AROMATERAPİ
AKILCI İLAÇ KULLANIMI
 

 czacihaber.Com © 2008 Tüm Hakkı Saklıdır.
RSS or XML
Sitemiz Mersin Reklam Tarafindan Yapilmistir.

Theme design by Mersin Reklam