Menü

  Ana Sayfa
  AKILCI İLAÇ KULLANIMI
  ANI DEFTERİ
  AROMATERAPİ
  AİLE HEKİMLİĞİ
  BASINDAN HABERLER
  BİTKİ FİZYOLOJİSİ
  DOKTOR
  DÜNYADAKİ GELİŞMELER
  ECZACI HABER
  ECZACI HİKAYELERİ
  ECZACI ODASI
  ECZACIDAN HABERLER
  ECZACILIK FAKÜLTESİ
  ECZACILIK TARİHİ
  ECZANE DEKORASYON
  ECZANE EKONOMİSİ
  ECZANE REHPERİ
  EĞİTİM
  ETKİNLİK
  FARMAKOLOJİ
  FARMAKOVİJİLANS
  FİTOKOZMETİKLER
  FİTOTERAPİ
  GEZİ
  GÜNCEL HABER
  HERBARYUM
  HUKUK DANIŞMANI
  KLİNİK ECZACILIK
  KOZMETİK
  MEZUNLAR
  MÜZE ECZANE
  Nobetci Eczaneler
  NÖBETÇİ ECZANE
  REÇETE
  SAĞLIK
  SANAT-Haberler
  SANAT-Opera
  SANAT-Sinema
  SANAT-Tiyatro
  SEKTÖR HABERLERİ
  SGK
  TIBBİ İLK YARDIM
  UZMAN ECZACI
  YASAL MEVZUAT
  İLAÇ

 

Site içi Arama



 

  Konu : 83 YAŞINDA BİR ÇINAR ECZ. ALİ RIZA USLUER | Hit: 141

 

 

Eskişehir-Sıhhat Eczanesi’nin sahibi, 83 yaşında bir koca çınar

Eczacı Ali Rıza Usluer

Sivrihisar’da başlayan yaşam yolculuğu….

Ben Sivrihisarlıyım. Sivirihisar, Eskişehir’in kazası. Nasreddin Hoca’nın memleketi. 1925’te Sivrihisar’da doğdum. 1341’e tekabül eder. Babamı 2 yaşında kaybettim. İlkokul hayatım Sivrihisar’da geçti. O zamanlar kazada ve Eskişehir’de dahi ortaokul, lise yoktu. Bir tek burada vardı. Okumak için 1936-37 yıllarında Eskişehir’e geldim. Ve ortaokul-lise tahsiline başladım. Geldiğim zaman kazadan gelenler, evi burada olmayanlar, lise talebeleri, veli olarak başkasını gösterirdi. Benim için de veli arandı. Bir vasıta ile benim velim Eczacı Sadreddin Şaylan oldu. Yani bu eczaneyi bana devreden kişi. Oradan başladı bu yakınlık. Liseyi 1942-1943 yıllarında bitirdim. Bitirdiğim zaman Lise son sınıf Fen kolundaydım. Burada biz Fen Kolu’nda 27 kişiydik. İkisi kız, 25 erkektik. Düşünün koskoca Eskişehir, çevre vilayetler ve kazalar dahil, talebe olarak Fen Kolu’nda 27 kişiyiz.

Lise bitti. Bizim okul müdürü Şair Vasfi Mahir Kocatürk. Antolojileri olan bir şahıstı. Son sene biz Fen kolunda olmamıza rağmen, kompozisyon dediğimiz bitirme aşamasında bir sınav vardı. Kompozisyon, imla, tahrir dedikleri şeyler. Burada ben muvaffak olamadım. Bir sene beklemeye kaldım. Ortaklarımız abim, eniştem, eniştemin halasının çocuğu ve ben olmak üzere, eczacı dördümüze devretti ve başımıza bir eczacı koydu. Ben eczacı oluncaya kadar, bu şekilde çalışma statüsü getirdi. İstanbul’da işimi yürütemezsem, geri gelirim şartıyla bize bıraktı eczaneyi. Bu şekilde işe başladık.

1934’te burada 4 eczane varmış. Benim velim Odunpazarı’nda idi. Sonra bu eczanenin sahibi burayı bırakınca, oradan buraya inerek, Merkez Eczanesi’ni Sıhhat Eczanesi’ne çevirdi.

Buranın başlangıcı, eczanenin kuruluşu ve yapılışını anlatayım. Bu binayı Bulgarlar yaptı. Bulgarlar yaparken Eskişehirli Sabri Bolkol isimli bir şahıs inşaatta işçi olarak çalışır. Eczacı da burayı eczane yapmak üzere kiralar, anlaşır. Ve her gün inşaatın başına gelir, inşaatı takip eder. Bu Sabri Ağa da çalışırken, eczacı onun çalışkanlığını görür ve der ki, “İnşaat bitince sen bana çırak olur musun?”. Sabri Ağa “olurum” der. Bilfiil canlı şahidin bize anlattığı bu. Bu binayı Bulgarlar yaptı. Ben de burada işçi olarak çalışıyordum. İlk çırağı da benim, der. Kuruluş tarihi belli buranın.

Eczacılık, tıbbiye, mühendislik ve fakültede bazı bölümler imtihanlı idi. Eczacı Okulu’na o sene 1500’ün üzerinde müracaat vardı. Alacakları 83 kişiydi. Vasat bir talebe olmama rağmen o 83 kişinin içine girebildim. Ve başladım. 1948-49 devrem olmakla beraber, talebe iken evlendim. Bir parça tehir oldu. 1951’de ortaklarımdan ayrılarak, 1951’den beri bilfiil bu eczaneyi çalıştıran kişiyim.

Eskişehir’e geldiğiniz yıllarda buralar nasıldı?

Ben ortaokul tahsili yapmak için Sivrihisar’dan Eskişehir’e geldiğim zaman, Eskişehir bu derece büyük değildi. Odunpazarı’nda Atatürk Lisesi var. Ben geldiğim yıllarda orası Eskişehir Lisesi idi. O devir ayrı bir devirdi. O liseden çıkıp da Köprübaşı Yıldız Oteli’ne gelinceye kadar lahana ve pırasa tarlasıydı.

Böyle bir zamanda liseye başladığım zaman, bir iki arkadaşla bir oda içinde sobayla, mangaldaki ateşle ısınan kişilerdik. Yaşlı anneannemiz bize bakmak için gelirdi. 1936’da Eskişehir’de küçük bir dizel elektrik santrali vardı. Üç günde bir semt semt elektrik verilirdi. Biz gazyağı lambasının altında ders çalışırdık. Ekmeği vesikayla alırdık. Camiler buğday silosu haline getirilmişti. Harbe girersek askerimiz açlıktan kırılmasın diye… Harp tehlikesi vardı. Lisede askerlik dersi gördük, kamplara gittik. Askerlik dersinde sandıklardan muhtelif cins silahlar çıkarılıp dağıtıldı. Silah nasıl temizlenir, tutulur, nişan alınır, öğrendik. Seyitgazi mevkiinde derelerde hakiki mermiyle hedeflere ateş ettik. Yedek kuvvet olacaktık.

Babamı iki yaşında kaybettim. Patiska, ekmek, gazyağı vesikayla verilirdi. Bir harp durumu olursa, asker aç kalmasın diye. Memleket fedakârlığa girdi. Bir gaye için aç kaldık. Odunpazarı’ndaki mahalle fırınlarında ekmek yaptırırdık. Zor günler yaşadık. Allah bu millete tekrar o günleri göstermesin.

O yıllardaki eczacılık anlayışı nasıldı?  

Meşhur Alim Einstein, Atatürk’e 50 tane Alman profesörün Türkiye’ye alınması için teklifte bulunur. Almanlar Trakya’ya yaklaştıkları zaman, bu profesörler kaçacak yer aradıklarından, yetişmiş eleman oldukları için, Atatürk Einstein’ın teklifine uyar. O tarihlerde, 38’den evvel oluyor bunlar.

Bizim hocalarımızın hepsi Alman ve profesördü. Birinci sınıfa FKB dediğimiz Fizik-Kimya-Biyoloji ile başladık. O zaman adı Eczacılık Okulu’ydu. Fizikte Zober, Kimyada Broş, Heilbronn… Bütün hocalarımız Alman ve profesördü. Bunlar öyle iyi yetiştirdiler ki Türkiye’yi… Bu Alman hocalar birdenbire İstanbul Üniversitesi’nde branşlarını açıp kendi bölümlerinde Türkiye’ye çok büyük hizmette bulundular. Bu inkâr edilmez. Allah razı olsun derim. Biz de onların yetiştirdiğiyle geldik. Hayriye Âmal, Turhan Baytop bizden sonra geldiler. Kasım Cemal Güven bizden bir devre evvel mezun olup, sonra hocalık vasfını aldı. Asistanlığa geçti. Sârım Çelebi, Rozan Taler, ilme çok saygıları olan hocalardı. Ben son sınıfta evlenince Rozan Taler bana dedi ki yarım yamalak Türkçe ile: “Ali Efendi, Ali Efendi, iki karpuz bir koltuğa sığmaz” şeklinde konuşurdu. Dersini bildin mi, özel hayat yok. Bazı hocalar bir şeyle karşılaşırsa, seni sürüm sürüm süründürürlerdi. Durum bu.

Eczanedeki dolaplar da çok eski ama güzel görünüyor…

İnşaat bitince eczacı bu dolapları buraya uygun halde yaptırdı. Benim hatam, vitrin ahşaptı, onu sonradan değiştirdim. Kahverengi dolaplar, 1925’te inşaattan sonra yapılmış dolaplardır. Beyaz dolapları 1950’den sonra, devraldıktan sonra yaptırdım.

Eskiden müstahzar çok nadirdi. Dışardan gelirdi. Depolar alışveriş yaptığımız nispette, Avrupa’dan gelen ilaçları birer ikişer tevzi olarak verirlerdi. O yıllarda içerideki laboratuvar arı kovanı gibiydi. Her şey burada yapılırdı. Kaşeyi biz yapardık, paketi biz yapardık. Burun damlaları, gargaralar, öksürük şurupları, merhemler… Aklınıza ne gelirse burada yapılırdı. Birbirine karıştırmayalım diye şöyle fişler vardı. Koparır, birini müşteriye verir, birini de reçeteye eklerdik. Karışıklık olmasın diye. İçeride yapılır, dizilir, deftere kaydedilir, hesabı yapılıp müşteriye teslim edilirdi.

Bizim zamanımızda sanat ve ilim vardı. Okuldan çıkanların hiçbirisi mesleğinde cahil değildi. Bugün hâlâ yapma ilaçlarımız var. Hâlâ laboratuvarda yapılıyor. O kavanozlar, kaplar…

Gençlere ne tavsiye edersiniz?

Meslektaşlarımızdan bu işi suistimal edenler var. Eskiden doktor arkadaşlar ve Sağlık Müdürü hep eczanede toplanırlardı, eczanede sohbet edilirdi. Otururken köylünün birisi girdi. Elinde bir şişe vardı. “Bey bey, ben bunu eczaneden aldım. Oksijen diye sattılar. Ama bu su, oksijen değil” dedi. Bir cahil insanın lafına bakın. “Nereden anladın?” dedim. Hemen yere döktü. “Karoların arasındaki dolgu maddesinin kabarması lazım” dedi. Sağlık Müdürü ve diğer doktor arkadaşlarla beraber hepimiz bakıyoruz. “Ver oradan senin oksijenden” dedi. Ben oksijeni verdim. Açtı adam, döktü. Köpürüyor böyle beyaz beyaz. “Gördünüz mü?” dedi. Bir baskın yapıldı bunu yapan eczacıya. Baştan aşağıya şişelenmiş su! Şeker fabrikasında tahlil yapıldı. Yeter miktarda dahi gereken maddenin olmadığını rapor ettiler. Ve bu eczacı hüküm giydi, senatörlüğünden oldu. Senatör adayıydı, olamadı. Bunu anlatırken dahi hicap duyuyorum.  

Unutamadığınız hatıralar?

Ben askerliğimi 1951-53 yılları arasında yedek subay olarak Ankara’da yaptım. Kura çektim. GATA o zamanlar Türkiye’deki bütün askeri bölümlere ilaç sevkeden bir yer… Böyle bir yerde eczacılık yaptım. Meslek icabı olarak, büyüklerim aynı vaziyette yetişmiş insanlardı. Bize çok ders verdiler. Biz hâlâ yapma ilaç yapıyoruz. Bunun için galenik bilmek gerekir. Merhem homojen olacak. Erimemiş vaziyette hastaya verirsen toksik madde haline getirirsin. İlaç olacak yerde zehir olur. Bizim mesleğin çok ince tarafları var. İlacı gelişigüzel değil, bilinçli bir vaziyette hazırlayıp hastana sunacaksın ki, faydalı olasın. Bunu yapamıyorsan, ben bunu yapamam, beceremem, de!

Allah razı olsun diyenlerin çok duasını alıyoruz. Ama yanlış yapan meslektaşlarımı da affedemiyorum. 3-5 kuruşa bakıp da mesleğe zarar vermesinler. Benim tavsiyem bu. Ticaret her yerde var.

1964’te İstanbul’a gözlükçülük kursuna giderek, “Gözlükçülük Ruhsatı” aldım. O zamanlar Eskişehir’de sadece bir gözlükçü vardı. Bütün alet edevatımı da aldığım halde, o gözlükçünün ekmek parasına mani olacağım diye, gözlükçülüğe başlayamadım. Hâlâ başlayamadım, işte ruhsatı…

Ben Gata’da iken, eczane şefim Binbaşı Mustafa Bey’di. Adamcağız Ankara’dan İstanbul’a gider, İstanbul’da ilacı eliyle hazırlar, hap haline getirir, ambalajlatır, ondan sonra dönerdi. Bu kadar titizdi. Bugün bütün ilaçları parasetamole döndürdüler. Şimdi bu durum varken ne yapıyoruz? Nereye gidiyoruz? Hepsi kalkmış vaziyette. Yalnız parasetamolle bu iş oluyorsa, bilmiyorum. Eskiden öyle formüller vardı ki, bütün ağrılara ayrı formüller olurdu. Şimdi her şeye parasetamol. Benim aklımın ermediği bu. Bunun cevabını veremeyeceğim.

Eczacılık mesleği size neler kazandırdı?

Fen Kolu’ndan 27 öğrenciydik. Mühendisliğe de girerdim, serbest hayata da atılırdım. Nitekim eczacılığı kazanamasaydım, yaş itibariyle beni askere alacaklardı. Askere almasınlar diye Ankara Hukuk’a kaydımı bile yaptırdım.

Doğru dürüst çalışan bir eczacının aşırı derecede zengin olduğunu düşünemiyorum. Çoluğumu çocuğumu okutup yetiştirebildim. Benim oğlum, iki kızım, gelinim ve damadım doktor. Benden dolayı mı onlar da o işe girdi, bilmiyorum. Ben hâlâ hizmet veriyorum. Hastama şifa veriyorum diye rahat ve huzur içindeyim. Param olmuş olmamış, bir şey değil. Bir reçeteyi başka yerde yaptıramayıp buraya getirenlerin reçetelerini burada yaparsak, o en büyük zevk oluyor. En büyük teselli bu. Huzur bulduğum bir şey. Dertlere deva olabilmek. Deva olduğuma kanaat getirip ağrıyı sızıyı dindirebiliyorsam, en mutlu insanım.

Eczacı sahtekâr değildir. Eczacı şerefli, haysiyetli ve onurludur.

Şu kapıya hasta geldiği zaman, ayakkabısını çıkaran, şapkasını çıkarıp kolunun altına alan ve içeriye saygıyla giren hastaları biliyorum. Ama şimdi eczaneye aniden girip “Bu kaç para, diğer eczacı bu fiyatı söyledi!” diyenler de var. Bunlar ayıp şeyler.

Bu memlekette Ekrem Baysal diye bir dahiliyecimiz vardı. İstanbul’daki Prof. Frank’ın asistanıydı. Bu adamcağız hastaya bakar, hastanın parası varsa alır, hastanın parası yoksa bana telefon eder,  “Benim hastamın ilacını ver, benim hesabıma yaz” derdi. Böyle doktorlar, böyle hizmet edenler vardı. Ben bunlarla gurur duyuyorum. Benim eşim de Devlet Demir Yolları’ndan Başeczacılık’tan emekli oldu. O da eczacı.

Dünyaya bir kere daha gelseniz? 

Artık eczacılığın üzüntülü tarafı fazla. Bu devirde eczacı olmazdım. Benim mezun olduğum yıllarda olsam, yine eczacı olurdum. İlim ve irfanla örnek bir insan olarak o devride yaşasam, yine eczacı olurdum. Ama bu devirde olmazdım. Bir hastanın Allah razı olsun demesi, derdine derman olmak, onun iyileştiğini görmek, ona hizmet etmek bana zevk verir. Parası değil.

HEDEF SAĞLIK


  Yorum yazılmamış.
Yorum Yazılmamış... Sponsor Bağlantılar
Yorum Yapmak istermisiniz ?
Yorumlar Editörler Tarafından Okunduktan Sonra Sitede Yer Alıcaktır.
İsminiz &  Nickiniz:     

Mesajınız     :

 
Güvenlik Kodu :

 

 + Yazar Cizer    ONLINE İLETİŞİM    +  Hava Durumu
/td>
 

Görüş Ve Düşüncelerinizii
Online Yazabilirsiniz.
msn@eczacihaber.com

 
İstanbul Ankara
İzmir Antalya
Adana Bodrum
 + En ok Ziyaret Edilen Makalelerr Yeni eklenen  Makaleler   Rastgele Makaleler
Eczaci Haber Portali YENİ DOĞANDA AKILCI İLAÇ KULLANIMI (264)
ŞEYTAN DİYOR ECZANEYİ KAPA… (208)
31. Bölge Kocaeli Eczacı Odası (204)
Epilepsi ilacı Topamax doğum defektlerine yol açmakta.. (198)
Eczacı Rasih Verdigil'in gemi maketi tutkusu, (163)
ECZANE MODELLERİ (162)
30. Bölge Balıkesir Eczacı Odası (157)
Eczane tasarım ilkeleri (156)
Eczacı Mustafa Seyhan Oğlunun acısını yazarak anlattı (150)
83 YAŞINDA BİR ÇINAR ECZ. ALİ RIZA USLUER (142)
NÖBETÇİ ECZANELER (142)
2. Bölge Ankara Eczacı Odası (142)
ALİ POYRAZOĞLU Eczacı olmaktan vazgeçtim (140)
21. yüzyılın modern eczanesi (137)
40. Bölge Kırklareli Eczacı Odası (135)
İşyeri yanan eczacı intihar etti (128)
Karaman - Aile Hekimi Yerleştirme İşlemi İlgili Duyuru (123)
28. Bölge Hatay Eczacı Odası (123)
DÜĞÜN DAVETİYESİ (119)
Hiç görmediği Niğde'ye 4 okul yaptırdı (118)
Eski eczacı yeni DJ yılda 7.2 milyon dolar kazanıyor (118)
Hindistanda Bir Eczane (117)
Ecz. Burhanettin BULUT - 2008 PROTOKOL SÜRECİ (115)
İLAÇLAR KURALINA UYGUN KULLANILMALI - Prof. Dr. Tevfik Özlü (114)
GÜNEY ECZA KOOP VE MERSİN ECZACI ODASINDAN OKULLARA KİTAP KAMPANYASI (112)
29. Bölge Manisa Eczacı Odası (112)
AKILCI İLAÇ KULLANIMI (109)
Kırkağaç’taki eczaneler, gece yarısından itibaren açtırıldı. (109)
Foçalı eczacıya Fransız ödülü (106)
41. Bölge Tokat Eczacı Odası (104)
Dilara Hülya AFERİN - AROMATERAPİ (96)
Sık Sorulan Sorular (94)
SGK 2008 PROTOKOLÜ (94)
25. Bölge Mersin Eczacı Odası (92)
Eczacılar isyanda (91)
Grubun tüm şarkılarının söz ve müzikleri eczacı Ekrem Murat Gönülalan'ın imzasını taşıyor (88)
3. Bölge İzmir Eczacı Odası (88)
Eczacı Doktor John S. Pemberton Coca Cola'nın yaratıcısı (87)
Tatilin sevimsiz hatırası Güneş lekeleri (84)
At kuyruğu, Kırkkilit otu, Katır kuyruğu - Equisetum arvense (84)
ANKARA İL MERKEZİNDE BULUNAN SAĞLIK OCAKLARINDA ÇALIŞAN HEKİMLERİN AKILCI İLAÇ KULLANIMI AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ (83)
Malatyanın İlk Kadın Milletvekili (81)
eczane (81)
Doğum sonrası felç oldu yarı kafatası gitti, iyileşti (79)
Aroma Terapi (78)
 
En Son Eklenenler Ecz. Hüseyin ŞİMŞEK - KAMUOYUNA DUYURU
Maliyetinin büyük bölümünü Eczacı Mehmet Cengiz'ın karşıladı
Eczacı Sezai Kerciler, hastane tamiri için 250 milyar lira bağış yaptı
KAHRAMAN ECZACI O GECEYİ ANLATTI - Beyoğlu Filibe Eczanesi
Müslüman eczacıdan doğum kontrolü yasağı
Eczacınız yakınınız olsun - Akmerkez Eczanesi
Kadıköy'deki 106 yıllık Yeni Moda Eczanesi
Akhisar'ın Başlamış Köyü'ne ilk Eczane Eczacı Emel Çağlar Güven
Adaklı'ya ilk kez eczane açıldı. Ecz. Mert Bayram
Asırlık eczane müzelik oldu
Tarihe tanıklık eden Rebul Eczanesi
Hangi yaşta nasıl bir kozmetik ürün kullanmamız gerekiyor
Kozmetikte Kil
Çilekten 21 Çeşit Kozmetik Ürün
1. Bölge İstanbul Eczacı Odası
2. Bölge Ankara Eczacı Odası
3. Bölge İzmir Eczacı Odası
4. Bölge Adana Eczacı Odası
5. Bölge Konya Eczacı Odası
6. Bölge Samsun Eczacı Odası
7. Bölge Bursa Eczacı Odası
8. Bölge Gaziantep Eczacı Odası
9. Bölge Eskişehir Eczacı Odası
10. Bölge Antalya Eczacı Odası
11. Bölge Diyarbakır Eczacı Odası
12. Bölge Kayseri Eczacı Odası
13. Bölge Erzurum Eczacı Odası
14. Bölge Kahramanmaraş Eczacı Odası
15. Bölge Isparta Eczacı Odası
16. Bölge Denizli Eczacı Odası
17. Bölge Zonguldak Eczacı Odası
18. Bölge Trabzon Eczacı Odası
19. Bölge Tekirdağ Eczacı Odası
20. Bölge Sakarya Eczacı Odası
21. Bölge Aydın Eczacı Odası
22. Bölge Malatya Eczacı Odası
23. Bölge Elazığ Eczacı Odası
24. Bölge Ordu Eczacı Odası
25. Bölge Mersin Eczacı Odası
26. Bölge Kastamonu Eczacı Odası
27. Bölge Şanlıurfa Eczacı Odası
28. Bölge Hatay Eczacı Odası
29. Bölge Manisa Eczacı Odası
30. Bölge Balıkesir Eczacı Odası
31. Bölge Kocaeli Eczacı Odası
 
Rastgele 36. Bölge Çanakkale Eczacı Odası
Ecz. Nur Işık BOYACIGİLLER
47. Bölge Amasya Eczacı Odası
NÖBETÇİ ECZANELER
HUKUKİ SORUNLARINIZ
SGK 2008 PROTOKOLÜ
Sağlık Bakanlığı'ndan sahte ilaç uyarısı
AKILCI İLAÇ KULLANIMI
38. Bölge Van Eczacı Odası
26. Bölge Kastamonu Eczacı Odası
İLAÇLAR KURALINA UYGUN KULLANILMALI - Prof. Dr. Tevfik Özlü
ANKARA İL MERKEZİNDE BULUNAN SAĞLIK OCAKLARINDA ÇALIŞAN HEKİMLERİN AKILCI İLAÇ KULLANIMI AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ
At kuyruğu, Kırkkilit otu, Katır kuyruğu - Equisetum arvense
ABD'de ilaç firmalarına eşantiyon yasağı geldi
Epilepsi ilacı Topamax doğum defektlerine yol açmakta..
Maliyetinin büyük bölümünü Eczacı Mehmet Cengiz'ın karşıladı
37. Bölge Sivas Eczacı Odası
Akhisar'ın Başlamış Köyü'ne ilk Eczane Eczacı Emel Çağlar Güven
12. Bölge Kayseri Eczacı Odası
Meyan - Glycyrrhiza glabra
Hasta Hakları Uygulama Yönergesi
Farmakovijilans Terminoloji
Dilara Hülya AFERİN - AROMATERAPİ
41. Bölge Tokat Eczacı Odası
39. Bölge Edirne Eczacı Odası
29. Bölge Manisa Eczacı Odası
Hangi yaşta nasıl bir kozmetik ürün kullanmamız gerekiyor
Eczacı Mustafa Seyhan Oğlunun acısını yazarak anlattı
50. Bölge Karaman Eczacı Odası
49. Bölge Yozgat Eczacı Odası
21. Bölge Aydın Eczacı Odası
22. Bölge Malatya Eczacı Odası
SGK SÖZLEŞMELERİ HAKKINDA BİLGİLENDİRME
Altınbaşak - Solidago gigantea
10. Bölge Antalya Eczacı Odası
Sık Sorulan Sorular
3. Bölge İzmir Eczacı Odası
YENİ DOĞANDA AKILCI İLAÇ KULLANIMI
23. Bölge Elazığ Eczacı Odası
Anti-aging: Yaşlanmayı yavaşlatmak, genç kalmak, genç yaşamak
 

 czacihaber.Com © 2008 Tüm Hakkı Saklıdır.
RSS or XML
Sitemiz Mersin Reklam Tarafindan Yapilmistir.

Theme design by Mersin Reklam